![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
Mutaf Anbar İşçileri Direnişte FİLİZ KURNAZ |
|||
|
"Sendikanın imzaladığı sözleşmelerdeki maaş 1400, işveren
bize 800 veriyordu. İşverenin yapmaya çalıştığı şey sendikayı kaldırmak,
taşeron getirmek. İşveren bizimle çok uğraşıyor. Hakkımızda suç
duyurusunda bulunuyor, polis zoruyla grev çadırını kaldırmaya çalışıyor.
Tüm yasal haklarımızı kullanarak direnişimize devam edeceğiz."
Yağma yok... Mücadeleye devam...
İşçilerin ve sendikanın düzenlediği basın açıklamasına sendika merkez ve
şube yöneticileri, İzmir ve
Bursa'dan sendika üyesi işçiler, direnişteki işçilerin aileleri destek
verirken, Sosyalist Demokrasi Partisi de işçileri eyleminde yalnız
bırakmadı. Basın açıklamasını
Bursa şube başkanı
Ahmet Güllü okudu. Güllü
açılamasında "Mutaf anbarı işvereni yalana, karalamaya başvurmuştur.
Gazetelere çarşaf çarşaf ilan vererek yaptı bu işi. Yağma yok. Yaptığı
sözleşmeye uymayan, işçisini 14-15 saat çalıştıran, maaşını ödemeyen,
kanun tanımayan işverenin yalancı yüzünü teşhir etmeye devam edeceğiz...
İkili görüşmelerimizde sendika istemiyorum diyorsunuz. Bunu bize açıkça
söylediniz.Bütün sorun, taşeron şirketlere aldığınız
7 işçinin sendikamıza üye olması. İşçileri tehdit etmediniz
mi?... Geçen sene çıkardığınız 4 işçinin tazminatını ödediniz mi? 51 gün
önce işten çıkardıklarınızın maaşlarını, tazminatlarını ödediniz mi?"
diyerek işverenden hesap soran Güllü, açıklamasının sonunda Balıkesir
kamuoyuna seslenerek "işçinin maaşını dahi ödemeden 14-15 saat
çalıştıran, sendikaya üye oldukları için işçileri işten atan
Mutaf patronuna karşı verdikleri mücadeleye destek olmaya
çağırdı. İşçiler basın
açıklamasında sürekli olarak "Ya sendika girecek, ya
kepenk inecek, yaşasın sınıf dayanışması, kahrolsun emek
düşmanları, baskılar bizi yıldıramaz, sloganlarını atarken
babalarına desteğe gelen çocukların ellerindeki "Babamızı işsiz,
evimizi aşsız, bizi geleceksiz bırakmayın" yazılı dövizler dikkat
çekmekteydi. Eyleme desteğe gelen görüştüğümüz işçi aileleri "eşlerinin
sendikalı olmadan önce de maaşlarını alamadıklarını, Şubat ayından beri
işverenin düzenli para
ödemediğini, bu yüzden aylardır kiralarını ödeyemediklerini, işçilerin
sendikaya üye olmasından sonra evlere tehdit telefonları geldiğini
aktardılar. Tüm bunlara rağmen yine de aileler olarak yaşanan direnişi
sonuna kadar desteklediklerini belirtiler.
Alilerin yanı sıra sendika yöneticileri, işyeri temsilcileri ve
direnişteki işçilerle yaşadıkları sürece dair sohbet ettik:
Cafer Kömürcü
(Genel Örgütlenme Sekreteri)
"96 yılından beri Mutaf
Amnbarda sözleşme
imzalıyoruz. Burada 7 işçi çalışıyordu. Kriz bahanesiyle İzmir hattını
kapatınca sendika üyesi 4 işçiyi işten çıkardı.Bu işçilerin tazminat
hakları ise hala ödenmedi. Kalan üç işçi ile sözleşmelerimiz devam
ediyor. İşverenin asıl amacı taşeronlaşarak
sendikayı yok etmek. Kriz nedeniyle işçi çıkartıyor ama
kamyon, araç almaya
devam ediyor. Sendikalı üç işçiyi de habersizce kurduğu taşeron
firmalara kaydırmış. Tabi
taşeronda da çalışma koşulları çok ağır, maaşlar ödenmiyor.Bu üç işçi
arkadaş taşeron işçileri de sendikaya üye yapınca fırtına kopuyor. Bu
basın açıklamasını da aslen işverenin yerel basındaki yalan beyanları
üzerine gerçekleştirdik. İşçilerin parasını ödedim diyor ama daha bir
yıl önce işten çıkardığı işçilerin parasını ödemedi. 29 Ağustosta
çıkardıklarının parasını da ödemedi. Sendikanın ve işçilerin üzerine
valiyi, emniyeti saldı. Emniyet ve zabıta burada kurduğumuz grev
çadırını kaldırmak için çok uğraştı. Hatta Cumhuriyet Savcısına kadar
eli uzandı. Örgütlülüğü kırmak için maddi ve manevi her türlü olanağını
seferber etti. Biz sendika
olarak elimizden geleni arda bırakmayacağız. Buradaki direnişimiz devam
edecek.
Özdemir Arslan
(Bursa Şb. Sekreteri)
Şu an burada üç ayrı şirket var. İşveren sendikalı işçileri habersiz bir
şekilde diğer taşeron firmalar üzerinde göstererek sendikayı hukuken
zayıflatmaya çalıştı ama başaramadı. Taşerondaki işçiler de sendikaya
üye oldu. Tabi tüm bunlar 12 Eylülün yarattığı hukuksuzluklar. İşçiler
bu hukuksuzluklar karşısında, hayatın bittiği dedikleri noktada
sendikayı, örgütlenmeyi seçtiler. Direnişimiz haklarımızı alıncaya kadar
devam edecek.
Salim Tomuş
(İşyeri Temsilcisi)
Ben 14 yıllık işçiyim. Burası da 13 yıldır sendikalı. İşveren 1.5 yıldır
İzmir Hattını kapattı. Ben de İzmir'den Balıkesir'e geldim. Servis
şoförlüğü yapıyordum. İşi küçültmeye gideceğini söyleyerek 7 işçiyi
işten çıkardı. Çıkardığı işçilerin tazminatlarını da nakit değil senet
olarak verdi. İşçiler hâlâ paralarını alamadılar. 7 kişiden ben dahil
olmak üzere (Yaşar Kulis, Mehmet Koç) üç kişi tekrar işe geri alındık. 1
yıl sonra sözleşme süresi geldiğinde bizim imza sirkülerimiz gelmedi.
Taşerondaki arkadaşlar da 5-6 aydır maaşlarını alamıyorlardı. Bir
arkadaş özürlü kadrosundan çalışmasına rağmen ağır iş yapmak zorunda
bile kalıyordu. Taşerondaki arkadaşlar da bu koşullar karşısında benimle
görüşerek sendikaya üye oldu. 29 Ağustos 2009 tarihinde ilk önce beni
çıkardılar. Tüm haklarımızla sendikalı olarak işe dönünceye kadar
buradayız.
Yaşar Kulis
8.5 yıldır çalışıyorum. İşyerinde düzensiz çalışma vardı. Sendikanın
imzaladığı sözleşmelerdeki maaş 1400, işveren bize 800 veriyordu.
İşverenin yapmaya çalıştığı şey sendikayı kaldırmak, taşeron getirmek.
İşveren bizimle çok uğraşıyor. Hakkımızda suç duyurusunda bulunuyor,
polis zoruyla grev çadırını kaldırmaya çalışıyor. Tüm yasal haklarımızı
kullanarak direnişimize devam edeceğiz.
Mahmut Baydan
Ben 9 aydır burada çalışıyorum. Ramazanın ilk günleriydi, gece 12
kadar kamyon sardım
sonra sabah 5'te yola (İzmir) çıktım. Ertesi gün saat 5'te yine dönüş
yaptım. Öğlen ikide beni tekrar işe çağırdılar. Mecbur kalktım gittim.
Yani patrona 15-16 saat de yetmiyor. Yine en iyi durumda olan benim
sanırım. 1 aylık alacağım var sadece. Tabi vergi desteklerini, çocuk
parasını, ikramiyeleri saymıyorum sadece maaştan bahsediyorum. Burda
içme sularını dahi biz getirirdik, patron da akşam evine götürürdü.
Bayram Ali Ateş
Üç yıldır çalışıyorum. Daha önce 1.5 yıl götürü çalıştım. Daha sonra 1.5
yıl işçi olarak çalıştım. Patron
beni telefonla arayarak (28 Ağustos 2009) seninle çalışmayacağım
dedi. Aracını teslim etmemi
istedi. Ben de o saatte aracını teslim ettim. Bana "Karşıma çıkarsan
hakkım helal değil" diyerek mesaj atmış. Yüz yüze görüştüğümde ise
"Balıkesir'e beni rezil ettiniz. İstersen istediğini vereyim sendikadan
istifa et sonra da işine bak" dedi. Ben de reddedince hakaret ederek
beni kovdu. Kriz var diyerek bizleri işten attı ama sonra taşeron
firmalara işçi aldı. 30'a yakın işçiyi işe aldı. Onlar da koşullara
dayanamayıp birkaç gün sonra işi bıraktılar.
Şeyma Baydan
(işçi yakını)
Babamı etkilediği gibi beni de etkiledi tabii ki. Ben lise son
öğrencisiyim.Üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. 3 kardeşiz. Bir
kardeşim 7. sınıfta diğeri ise 3. sınıfta. Babam elinden geldiğince
ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyor. Maaşların ödenmemesi okul
masraflarını sıkıntıya soktu. Hayatsa sadece yemek-içmekten ibaret
değil. İnsanın sosyal ihtiyaçları da oluyor. Ve benim bazen 1 lira bile
cebimde olamıyor. Babamın da içinde olduğu bu direnişi destekliyorum.
Arkadaşlar olarak birbiriyle dayanışmaları çok güzel. Hiç kimse
vazgeçmeden bugüne geldiler.
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||