![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
Devlet Bir Adım Atarsa.. |
|||
|
Kandil ve Mahmur'dan Türkiye'ye gelen barış gruplarını
karşılamak için Silopi'ye gelen DTP genel başkanı Ahmet Türk'ün 19
Ekim'de burada düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamanın tam
metnini yayınlıyoruz.
Değerli basın mensupları,
Saygıdeğer halkımız,
Bugün Barış gruplarının Türkiye'ye gelmesi nedeniyle huzurunuzdayız.
Olabildikçe yaşadığımız süreç ve gelişmelerle ilgili düşüncelerimizi ve
sürece nasıl baktığımızı sizlerle paylaşmaya çalışacağız.
Üç aydan beri Kürt sorununun çözümü tartışmalarının yapıldığını hep
birlikte izliyoruz.
Türkiye'nin en hassas ve can alıcı sorununun tartışılmaya açılmış
olmasıdır.
Bu tartışma sürecinde beklentimiz, ortak aklın ortaya çıkmasıdır.
Hepimizi yakından ilgilendiren yaşanan acıların sona
ermesidir.Ülkemizin, tüm yurttaşlarımızın özgürleşmesi, toplumun
demokratikleşmesidir.
DTP başından beri hak ve özgürlüklerin güvence altına alınacağı bir
süreç olarak görmek istemiş ve sürecin sağlıklı gelişmesine katkı
sunmayı esas almıştır.
Üzüntü ile ifade etmek isterim ki bazı çevreler ve malum siyasi partiler
ırkçılığa, milliyetçiliğe gönderme yaparak ve siyasi hesaplarını bunun
üzerine kurarak süreci sabote etmeye çalışmışlardır.
Hükümet bu karşı duruşun etkisinde kalarak savrulmuş, ırkçı kesimler
karşısında tavizkar davranmış, bu durum toplumda barış umutlarının
azalmasına neden olmuştur.Sorunun çözümünün hak ve özgürlüklerin
sağlanmasından geçtiğini unutarak tasfiye mantığını öne çıkarmıştır.
Bu aşamada demokratik siyasetin tıkandığını gören Sayın Öcalan barış
umutlarının yeniden yeşermesine katkılar sunarak üç barış grubunun
(Kandil, Maxmur, Avrupa) Türkiye'ye gelmesine öncülük etmiş, PKK de bu
karara uyarak barış
konusunda samimiyetini göstermiştir. Burada sayın Öcalan'ın rolü çok iyi
görülmelidir. Bugün gelinen nokta muhatap alınması halinde gelişebilecek
çözümlerin en büyük göstergesidir.
Kürt sorununun çözümü
elbette hemen olmayacak, adım adım ilerleyecektir. sorunun birçok boyutu
olması nedeniyle çözüm de çok boyutlu olmak durumundadır. Bir yandan
yaşanan savaş ve ölümlerin bitmesi, diğer yandan hak ve özgürlüklerin
tartışılarak hayata geçmesi ve yasal güvenceye alınması söz konusu
olacaktır. Bu konuda 1999 yılından bu güne PKK ve lideri sayın Öcalan
ısrarlarını sık sık dile getirmekte, barış grupları göndererek,
ateşkesler ilan ederek samimiyetlerini ve güvenlerini göstermekteler.
ancak bugüne kadar devletin bu yaklaşımlara cevabı değişmemiş ve şiddet
politikaları devam etmiştir. 29 Mart seçimlerinden sonra bir yandan PKK
eylemsizlik kararı aldı, diğer yandan Kürt sorununun çözüm tartışmaları
gelişti. bu olumlu havayı ne yazık ki hükümet çok fazla
değerlendiremedi. Çözeceğim diyor olmasına rağmen askeri ve siyasi
operasyonlar durmadan devam etti. Açılım tartışmaları 7 aydır çok yoğun
işleniyor, ama görünen o ki hâlâ tartışmaya başladığımız noktadayız.
Hâlâ tasfiye, hâlâ olmazlar, kırmızı çizgiler gündemleştirilmektedir.
Demokratikleşmesi beklenen ve hak arayışlarının demokratik
siyaset kanallarının açılmasının öngörülmesi gereken bu dönemde bu kadar
olumlu atmosfere rağmen hiç bir adımın atılmaması siyasetin tıkanmasına
neden olmuştur. Bu tıkanıklık çözümün olacağına dair umudu ve güveni
kırmakta, gerilimin artmasına neden olmaktadır. Burada oluş nedenimiz bu
tıkanıklığın aşılmasıdır. Bugün eğer istersek burada ölümlerin duracağı
barışın filizleneceği bir süreç başlatabiliriz. PKK bunun ilk adımını
yine attı. Devletin de buna karşı operasyonları durdurması en büyük
güven hareketi olacaktır. Bu zeminde hak ve özgürlük tartışmaları daha
sağlıklı işleyecek, demokratikleşme yakınlaşacaktır.
Ayrıca demokratik siyasetin önünü açmaya yönelik aydınlarımız,
yazarlarımız, sanatçılarımız ve barışseverler sürece güçlü desteklerini
sunmuşlardır. Bugün bizimle olan değerli barışseverlere katkılarından
dolayı teşekkür ediyoruz.
Bu nedenle:
1- Sürecin doğru okunması ve Barış gruplarının niçin gönderildiğinin
doğru değerlendirilmesi gerekir. Teslim almak veya teslim oldurmak
anlayışı çözüm olmayacaktır. Barış grupları tıkanan açılım
tartışmalarının ve sürecin barışçıl ve demokratik gelişiminin önünü
açmak için gelmektedir. Bu geliş aynı zamanda PKK'nin savaşta değil
barışta ısrarcı olduğunun da göstergesidir. Biz inanıyoruz ki eğer
devlet bir adım atarsa PKK on adım atacaktır. Tüm yönelimlere rağmen
sadece tartışmaların tıkanmaması için böyle bir jest yapılmış olması
bile hükümetin elini güçlendirecek büyük bir yaklaşımdır. Beklentimiz
hükümetin, devletin yine aynı klasik statükocu "teslim oldular,
bittiler" mantığıyla yaklaşmamasıdır.
2- 1999 yılında gelen Barış gruplarının 15-22,5 yıl arasında ağır hapis
cezasına çarptırılmasının getirdiği sonuç; 10 binin üzerinde insanımızın
yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Bu durumdan dersler çıkararak, aynı
hataların tekrarlanmaması için herkes son derece sorumlu davranmak
zorundadır. Bugün yine aynı şekilde yaklaşmamız halinde bizi nereye
götüreceğini iyi hesap etmek durumundayız. soruna defalarca denenmiş
benzer uygulamalarla bakmak çözümü getirmez. çözüm üretilmek isteniyorsa
geçmiş hatalardan ders çıkarı-lacaktır.
3- O gün bittiler, bitirdik mantığının ne kadar yanlış olduğunu hep
birlikte gördük.Bugün böylesi bir yaklaşımın
yeni acıların, felaketlerin yaşanacağını görmemiz gerekir.
4- Gelen Barış gruplarının tutuklan-mayacağını, sürecin kesintiye
uğramayacağını hepimiz, halkımız umut etmektedir. Böyle bir tutuklamanın
gelişmesini ne biz ne de halkımız kabul etmeyecektir.
Gelen Barış gruplarının serbest bırakılması durumunda niçin geldiklerine
dair mesajlarını başta halkımıza, Parlamentoya, Cumhurbaş-kanına,
Hükümete iletebilmelerinin anlamlı olacağını, yepyeni bir barış
sürecinin önünü açacağını önemle belirtmek istiyoruz.
Bugün 72 milyon yurttaşımızın ve dünyanın gözü üzerimizde. DTP olarak bu
sürecin hassasiyetini dikkate alarak, sorumlu siyaset, yapıcı muhalefet
anlayışı ile buradayız.
Halkımız evlatlarını bu duygu ve düşün-celerle, sorumluluk anlayışı ile
kucaklayacaktır.
Türkiye Barış Meclisi de 19 Ekim günü Silopi'de bir basın
toplantısı düzenleyerek gelen barış gruplarının tutuklanmamasını
istedi. Aygül Bidav'ın yaptığı basın açıklaması şöyle:
Değerli basın mensupları,
Aylardır Türkiye gündeminde tartışılan ve Başbakan tarafından
tanımlanan Kürt Sorununun çözümünün demokratik açılım ve barış
süreci gerek hükümetin gerekse de
başbakanın gittikçe çözüm yerine çözümsüzlüğü dayatacak Kürt
özgürlük mücadelesinin tasfiyesini planladığı görülmektedir. Tek
taraflı çatışmasızlık ilan edilmesine rağmen operasyonların devam
etmesi, can kayıplarının artması devam etmektedir. Yine sivil halka
ve çocuklara yönelik tutuklamalar ve faili meçhul cinayetlerde
geçmişi hatırlatan biçimde artış görülmektedir. Bu da siyasal süreci
tıkamıştır.
Kürt halk önderi Abdulllah Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye
gelmesi planlanan barış ve çözüm için diyalog gruplarının hem
tıkanan siyasal sürecin önünü açacağını hem de barışa hizmet
deceğine inanıyoruz. Bu tarihsel fırsatı başta hükümet olmak üzere
devletin iyi görmesi, doğru değerlendir-mesi gerekir. Tüm siyasi
partilere, sivil toplum örgütlerine, sendikalara ve Türkiye
halklarına çocuklarını yitiren tüm analara büyük görev ve
sorumluluklar düşmektedir. Türkiye Barış Meclisi olarak bizler de bu
tarihsel fırsat ve barış adımlarını önemsiyoruz. Gelen barış
gruplarının tutuklanma-masını, serbest bırakılmasını istiyoruz,
bekliyoruz.
Toplumsal barışın ve demokratikleşme sürecinin önündeki başta
anayasal engeler olmak üzere tüm engellerin kaldırılması için sivil
ve demokratik bir anayasanın ortak akılla hazırlanmasını,
kaçınılmazlığını vurguluyor, önemsiyoruz.
Türkiye Barış Meclisi olarak, gelen barış gruplarını selamlıyoruz.
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||