![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
Tarihi Yaşamaya Geliyoruz |
|||
|
Kandil ve Mahmur'dan gelen 34 kişilik barış ve demokratik
çözüm grubu, sınır kapısındaki işlemlerin ardından Türkiye'ye giriş
yaptı. Barış elçileri yanlarında Türk devletine ve Türkiye kamuoyuna
iletilmek üzere bir mektubu getirdiler. Mektubun tam metnini
yayınlıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Sayın Yetkililerine,
Türkiye Halklarına ve Demokratik Komuoyuna,
Bizler, Kürt sorunun çözümü, onurlu bir barış ve Türkiye'nin
demokratikleştirilmesi için başlatılan süreçteki tıkanıklığın önünü
açarak sürecin gerçek bir barışla sonuçlanması için, Kürt Halk Önderi
sayın Abdullah Öcalan'ın tarihi çağrısı üzerine, bu sürece mütevazi bir
katkı sunmak için Türkiye'ye gelme kararını veren barış grubuyuz.
Gelişimizin, 221. Maddeden yararlanma gibi bir amacı yoktur. Başta akan
kanın durması, anaların ağlamaması ve barış içinde ortak yaşam zeminini
güçlendirmek amacıyla kendi özgür irademizle yola çıktık. Bu adımımızda
da görüldüğü gibi, sorunun kaynağı değil, çözümün tarafıyız.
Türkiye çok önemli ve kritik bir süreçten geçmektedir. 29 Mart yerel
seçimleri ardından gelişen demokratik açılım tartışmaları önemli bir
düzeye ulaşmış bulunmaktadır. Önder Abdullah Öcalan'ın hazırlayıp
sunduğu YOL HARİTASI verilmemiş olsa da yarattığı tartışma ekseni ve
devlet yetkililerinin de bazı olumlu açıklamaları barış ve demokratik
çözüm umutlarını güçlendirmiştir.
Geniş kesimlerin henüz sınırlı bir düzeyde de olsa tartışma ortamına
katılımları bile devleti ve toplumuyla Türkiye'nin, ciddi
demokratikleşme, uzlaşı ve birbirinin haklarına saygı duyma ihtiyacının
olduğunu açığa çıkarmıştır. Kürt Özgürlük Hareketinin büyük
fedakarlıklarla tek taraflı eylemsizlik durumunu sürdürdüğü bir ortamda
yürütülen tartışmalarla Türkiye toplumu Kürt toplumsal olgusu ve
sorunuyla bir yüzleşme sürecine girmiştir. Bu gelişmeler Türkiye'nin
demokratikleşmesini ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünü
esas gündem haline getirmiştir. Türk ve Kürt toplumlarında sorunların
şiddet temelinde çözülemeyeceği kanaati iyice hakim hale gelerek,
sorunların çözüm yöntemi olarak demokratik siyasetin işletilmesinin
önemi çarpıcı bir biçimde netleşmiştir.
Biz barış için yola çıkan grup olarak tam da böylesi bir ortamda barış
ve demokratikleşme sürecinin büyük bir ciddiyet, anlayış ve yaratıcı
çözüm yöntemleriyle ilerletilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'deki
gelişmeler bunun için her zamankinden daha fazla imkan ve fırsat
sunmaktadır. Kürt sorununun demokratik çözümü aynı zamanda bölgede de
demokrasinin ve istikrarın anahtarı rolünü oynayacaktır. Bunun hayat
bulması için, başta sorumlu güçler olmak üzere herkesin yüksek bir
duyarlılık, özveri ve katılımla birlik içinde çaba harcayacağı umudunu
taşıyoruz.
Tabi ki koşullar ne kadar uygun ve elverişli olursa olsun, barış ve
demokrasinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini de biliyoruz. Özellikle
Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl
çözümünü engellemek için yoğun çaba harcayan şoven, milliyetçi, çıkarcı
ve rantçı çevrelerin varlığı, barış mücadelesinin ne kadar zorlu
olduğunu ortaya koymaktadır. Bu güçlerin geliştirdiği çok yönlü
saldırılarla demokratikleşmenin önü kesilerek Kürt sorununun demokratik
çözümü engellenmek istenmektedir. Bu da "demokratik açılım" sürecinin
başarıyla geliştirilmesinin önünde ciddi bir tehdit ve tıkanıklık
oluşturmaktadır.
Bu engelleri ve tıkanıklıkları aşıp tehditleri bertaraf edebilmek
amacıyla sayın Abdullah Öcalan, yeni barış ve demokratik çözüm
gruplarının Türkiye'ye gelmesi için çağrı yapmıştır. Önderimizin bu
çağrısına cevap olmak için özgür irademizle barış elçisi olarak
Türkiye'ye gelme kararı almış bulunuyoruz. Bu gelişimizin diğer bir
nedeni de, hala üstü örtülmeye çalışılan gerçeklerin açığa çıkarılarak,
toplumlarımızın tarihte olduğu gibi ortak yaşamı geliştirmenin zeminini
daha da güçlendirmektir.
Bazılarımız, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ve yürütülen yanlış
politikaların ağır sonuçlarını anı anına yaşayan Maxmur halkını temsil
ediyoruz. 90'lı yıllarda köylerimiz dönemin Türk devlet güçleri
tarafından uçak ve toplarla vurulması sonucunda, yakılıp-yıkıldı. Tüm bu
saldırılardan korunmak amacıyla üzerinde doğup-büyüdüğümüz topraklardan
göç etmek zorunda kalarak yıllarca en amansız koşullarda yaşam
mücadelesi verdik. Birçoğumuzun yakınları uygulanan bu yanlış
politikalar sonucu yaşamını yitirdi. Birçoğu da, dönemin devlet
yetkilileri tarafından "faili meçhul" biçimde katledildi. Bu
yakınlarımızın nasıl katledildiğini, cenazelerinin nerede olduğunu da
hâlâ bilmiyoruz. Binlercesi sakat bırakıldı. Yine yüzlerce yakınımız da,
hâlâ cezaevlerinde bulunmaktadır. Yaşanan sürecin tüm acı ve
sıkıntılarını yaşamış Maxmur halkı olarak, tüm bu nedenlerden dolayı
belki de bizim kadar hiç kimse kendi kimliğiyle özgürce ve barış içinde
yaşamayı yürekten isteyemez.
Bazılarımız ise, Kürt sorununun çözümsüzlüğün sonucu olarak yaşanan
haksızlıkları, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, Kürt sorununun
demokratik çözümü ve halklarımız arasında eşit-özgür ve kardeşçe bir
yaşamın gerçekleştirilmesi için, yıllarca dağlarda en zorlu koşullarda
ağır bedeller ödeyerek onurlu bir kimlik ve özgürlük mücadelesi
yürüttük. Bu bizim var olma gerekçemiz oldu.
Her çatışmalı sürecin bir diyalog, uzlaşma ve barışçıl çözümü de
olmalıdır. Sorun anlaşıldıktan ve çözümü tartışılmaya başlandıktan
sonra, çatışmayı karşılıklı olarak yürütmek değil, diyalog ile barışçıl
çözüme ulaşma arayışında olmayı daha ahlaki ve ilkesel buluyoruz. Barışı
ancak ve ancak ona inananların gerçekleştireceğine inanıyoruz. Benzer
çatışmalı süreçleri yaşayan toplumlar nasıl ki, sorunlarını müzakere
yoluyla çözdülerse, bizler de kendi özgünlüğümüzde ve aramızda sorunu
uygar yol-yöntemlerle çözebiliriz.
Bu nedenle de bizler kimi ciddi engelleri olsa da, başlatılan süreçte
mevcut durumda yaşanan tıkanıklıkları aşmayı önemli bir görev olarak
görüyoruz. Bu sorumluluk bilinciyle sürecin ilerletilmesi için
Önderliğimizin çağrısına, halklarımızın barış umutlarına ve özgürce
birlikte yaşama arayışına cevap olmak istiyoruz.
Bu adımımızla Kürt sorununa barışçıl ve demokratik siyasi çözümün önünü
açmak ve demokratik siyaseti işlevsel kılınmasını talep ediyoruz. Daha
önce yaşanan benzer deneyimlerde olumsuz yaklaşıma rağmen atmış
olduğumuz bu adımla Kürt halkının ve Önderinin barış ve demokratik
çözümde ne denli kararlı, iyi niyetli ve ısrarlı olduğunu bir kez daha
ortaya koymuş oluyoruz.
Tüm ilgili, barışsever kesimlerin attığımız bu barış adımına gereken
değeri vererek, anlam biçeceğine ve onurlu bir barış yaklaşımına destek
sunacağına inanıyoruz. Ve bu inancımızın bir sonucu olarak bu
fedakarlığı göstererek ödenmesi gereken bedel ne ise ödemeye hazır
olduğumuzu da belirtmek istiyoruz.
Türk devlet yetkililerinin ve tüm barışseverlerin attığımız bu adımlar
karşısında gereken sorumlulukla hareket edeceklerine inanıyoruz.
Kısaca ve özce ortaya koyduğumuz mesajlarımızın pratikte hayat bulması
ve ortak yaşam koşullarının olgunlaşması için en öncelikli taleplerimizi
şöyle sıralayabiliriz;
1-Önder Abdullah Öcalan'ın hazırladığı Kürt sorununun barışçıl ve
demokratik siyasi çözümü için YOL HARİTASININ ilgili muhataplarına
verilmesini ve tüm kamuoyuna açıklanması,
2-Askeri ve siyasi alana dönük operasyonların durdurulmasını ve Kürt
sorununun barışçıl ve demokratik siyasi çözümünün önünün açılmasını ve
bu çözümün Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleşmesine bağlı olarak
Kürt halkının özgür iradesini esas alma temelinde diyalog ve müzakere
yöntemiyle gerçekleştirilmesini,
3-Türkiye demokratik ulusunun bir parçası olarak Kürt halk kimliğimiz
temelinde ve anayasal güvenceye sahip olarak özgür, eşit ve birlikte
yaşamak,
4-Anadilimiz olan Kürtçeyi her yerde özgürce konuşmak, öğrenmek,
geliştirmek ve tarihi değerlerimizi, kültürümüzü ve coğrafyamızı
anadilimizde yaşamak,
5-Çocuklarımızı Kürtçe adlandırmak, Kürtçe eğitmek ve büyütmek,
6-Kürt halkı olarak tarihimizi, kültürümüzü, sanat ve edebiyatımızı
özgürce yaşamak, geliştirmek ve korumak,
7-Kendi kimliğimizle demokratik toplumsal örgütlenmemizi geliştirmek,
demokratik siyaset yapmak ve kendimizi özgürce ifade etmek,
8-Kürdistan'ın köy, kasaba ve şehirlerinde özel harekatçı, korucu ve
polisin baskı ve zulmünden uzak, yeterli imkanlara kavuşmuş ve güvenlik
içinde yaşamak,
9-Türkiye'nin demokratikleşmesini ve bunun için sivil-demokratik bir
anayasanın hazırlanmasını istiyoruz.
Bu taleplerimiz temelinde, Kürt sorununun demokratik çözümünü,
Türkiye'de barış ve demokrasi isteyen herkesle tartışmak ve birlikte
çalışmak için bu adımı atıyoruz. Biz bu adımımızla tarihi yaşamaya
geliyoruz. Adımımızın başarılı olacağına inanıyor ve bu temelde tüm
barışseverleri saygıyla selamlıyoruz.
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||