![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 21 Ekim 2009, Sayı: 84 |
|||
|
Sancaktepe'de AKP Yıkımı |
|||
|
Yerel seçimlerde Sancaktepe belediye başkan adayı olan ve polisin yıkım saldırısına karşı direnen halkın yanında yerini alan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan yaptığı açıklamada "Seçim döneminde halkımıza seçimlerden hemen sonra Sancaktepe'yi bir yıkım sürecinin beklediğini söylemiştik. Bu bölgeler sermayedarların, patronların, hükümetin ve hükümet yanlısı inşaat firmalarının ağzının suyunu akıtmaktadır. Bölge onlara göre fakire fukaraya bırakılamayacak kadar önemlidir. Acarlar orman içine villalar yaparken sesi çıkmayan AKPnin garibanın evine tecavüz etmesi ahlaki değildir. Barınma en temel insan hakkıdır. Elimizden gelen ne ise onu yapacağız ve demokratik direniş hakkımızı kullanacağız." dedi.
SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN SORULARIMIZI YANITLADI
Seçim döneminde halkımıza seçimlerden hemen sonra Sancaktepe' yi bir yıkım sürecinin beklediğini söylemiştik. Bugün de yıkımların artarak devam edeceğini söylüyoruz. Meselenin özünü şu teşkil ediyor: kentsel dönüşüm adı altında İMF ve DB patentli bir süreç tüm İstanbul'da işletiliyor. Kentsel dönüşüm kentlerin sermeyenin yeniden-üretimi için yeniden yapılanması anlamına geliyor. Kent mekanı, üzerinden devasa kârlar elde edilebilir tarzda pazarlanıyor. Bu fiyakalı bazı adlarla pazarlanıyor. Adı kimi zaman Galataport oluyor, kimi zaman Dubai Kuleleri oluyor, kimi zaman da 3. köprü projesi oluyor. Esas mesele ise uluslararası sermeyeyi İstanbul'a çekerek burayı hükümetin deyimiyle bir finans kenti haline getirmek. Bu amaçla kent yeniden imara açılıyor, 1/100000 ölçekli planlar yapılıyor, ormanlık alanlar, su havzaları tahrip ediliyor, kent yoksullarının yaşadığı ve bir zamanların kuş uçmaz kervan geçmez gecekondu alanları kapitalistlerce ellerinden alınıyor ve geniş bir yıkım faaliyeti başlıyor. Bu açıdan yıkımlar belediye eliyle olsa da bu politikaların ardında İMF ve DB ile işbirliği içinde olan yerli sermeye grupları ve TC hükümeti bulunuyor. Peki neden Sancaktepe seçildi? Durum şu: Sancaktepe' nin Yenidoğan, Samandıra, Veyselkarani, Akpınar bölgeleri İSKİ tarafından su havzası olarak tescillenmiş durumda. Buna karşın önceki belediyeler bu kesimlerde yapılaşmanın önünü açmış ve Anadoludan daha çok da Kürt illerinden gelen insanlar buralara yerleşmiş. Belediyeler bunların bir kısmına tapu verdi, bir kısmına son seçim döneminde olduğu gibi popülizm yaparak inşaatlara ses çıkarmadı, şu anki AKP' li belediye de seçimleri aldığı zaman bu konutlara tapu vereceğini açıkladı. Biz ise seçimlerden hemen sonra bir yıkım furyasının başlayacağını söyledik. Zira büyükşehir belediyesinin 1/100000 ölçekli projesine göre 3. köprü yolu bu kesimlerden geçecek. Bu durumda bölgenin değeri ileri derecede artacak. Bağlantı yolları kurulacak, yollara yakın iş kuleleri ve lüks villalar yapılacak. Tüm bunların yapılabilmesi için de şu anda o bölgede yaşayanların bölgeden tasfiye edilmesi ve uzaklaştırılması gerekecek. Bu bölgeler sermayedarların, patronların, hükümetin ve hükümet yanlısı inşaat firmalarının ağzının suyunu akıtmaktadır. Bölge onlara göre fakire fukaraya bırakılamayacak kadar önemlidir. Yıkımlar bu sürecin başlangıcıdır ve devam edecektir. Sancaktepe'de seçimi kazanamadınız. Yine de buradasınız. Şu an konuyla ilgili tutumunuz nedir? Seçim sırasında biz halkımıza bu tehlikeden söz ederken aynı zamanda şunu söylemiştik: "Ne olursa olsun, biz kazanamasak da meydana gelecek durumlar karşısında yanınızda olacağız. Elimizden gelen ne ise onu yapacağız ve demokratik direniş hakkımızı kullanacağız. Acarlar orman içine villalar yaparken sesi çıkmayan AKP'nin garibanın evine tecavüz etmesi ahlaki değildir. Barınma en temel insan hakkıdır." Bu sözümüz gereği yıkımın olduğu gün parti görevlisi arkdaşlarla bölgeye gittik, halkımızla konuştuk, fikir alış verişinde bulnduk ve dayanışma duygularımızı ifade ettik. Her açıdan yanlarında olacaklarımızı söyedik. Bu arada keşke sizi destekleşseymişiz, siz buradasınız, yanımızdasınız, AKP evlerimizi yıktı, CHP ise durumu seyrediyor diyen insanlarımız oldu. Bir gün sonra ise belediyeye yürüyen halkımızla beraberdik. Öfkeli kalabalık belediye önünde muhatap bulamadığı gibi CHP'li meclis üyelerinin de durumu izlediğini gördük. Bizim tutumumuz sınıfsal bir tutumdur. Durumu halkımız takdir etsin. Son olarak şunu söyleyeyim: bu tür olaylar herkesin maskesini düşürür. Seçim sırasında bol keseden atanlar, düzen partileri ortada yok. Hiçbirinin adayı bölgeye gelmiyor. Halkçı söylemler oylar alınana kadar. Bir AKP ortada bir de biz. O yıkım için barikatın bir yanında biz de yıktırmamak için diğer yanında. Bu durum halkın gerçek dostlarının da kimler olduğunu özetliyor sanırım. Bu süreçte elimizden gelen katkıyı sağlamaya çalışacağız.
|
RIDVAN TURAN
N. ZAFER TAHİR OZAN
AFŞİN DEMİR
GÜNAY KUBİLAY
NURETTİN ALDEMİR
FİLİZ KURNAZ
KEREM CANİK YEŞİM ERGÜN GÜLEREN EREN R. PAMİR
NURŞEN YILDIRIM |
||