Sosyalist Demokrasi, 12 Eylül 2009, Sayı: 83


   


Bu Oyuna Artık Devam Etmek İstemiyoruz


NURŞEN YILDIRIM


   

Biz KESK’liler 90’lı yıllarda “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız” sloganlarıyla yola çıktığımızda, bu hakkı alana kadar, bu alandaki mücadelemizin süreceğini de belirtmiştik. Toplu görüşme hakkı verildiğinde de biliyorduk aslında bunun bizim hiçbir işimize yaramayacağını. Ama bir nebze de olsa bazı hakların alınabileceğini düşünenlerimiz de vardı. “Maddi olarak olmasa bile sosyal hakları da verirler canım” deniliyordu. Toplu görüşme dönemlerinde eylemler yaptık, ilk zamanlar görüşmelere katıldık, sonraları girdik, çıktık. Daha ilk katılımda bile görmüştük bu işin yürümeyeceğini. Hem kendi üyelerimize hem de diğer kamu çalışanlarına da göstermeliydik yürümediğini, bunun böyle olmaması gerektiğini. Ama bu göstermenin bu kadar uzun sürmesi de gerekmezdi.

Bu yıl KESK’in eylemlilikleri mayıs ayında başladı. KESK, hükümeti toplu iş sözleşmesi masasına çağırdı. Aynı zamanda Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün Türkiye’yi kara listeye alması (özellikle 4688 sayılı yasa ve Anayasanın 90. maddesinin ihlali) konusunda yoğun çaba harcadı; kreş hakkı ve ebeveyn izinleri konusunda kampanya başlattı. Tam da bu sıralarda, KESK’e operasyonlar başladı. Üyeleri gözaltına alındı, binası arandı. Başta KESK Kadın Sekreteri olmak üzere genel merkez ve şube kadın sekreterleri ve aktivistleri gözaltına alındı, tutuklandı. O yüzden bu yıl KESK’liler toplu sözleşme talepleriyle “KESK’e Dokunma”  taleplerini birleştirdiler. Kızgındılar ama bir o kadar da direngen ve coşkuluydular. Biliyorlardı ki cezaevindeki bir KESK’li dışarıdaki bin KESK’liydi.

Bugüne kadar yapılan toplu görüşmelerin hiçbirisinde bir kazanım olmadı. Hatta geçen yıl görüşmeler devam ederken, Başbakan zamları açıklamıştı. KESK’in toplu görüşmelerin ilk günü bu masanın dağıtılarak TİS masası oluşturulması gerektiği, krizden sadece memurların değil toplumun çok geniş bir kesiminin etkilendiğini, dolayısıyla KESK’in kriz mağdurlarının sorunlarını da gözeten ve onların kayıplarının giderilmesine yönelik bir tutum içerisinde olduğunu belirtmesi, Memur-Sen’e  bile taban baskısını ensesinde hissettirmiş ve  “son kez toplu görüşmelere katılıyoruz” demesine neden olmuştur. Ancak yönetimlerinin kendi açıkladıkları bu kararı içlerine sindiremedikleri ve yerine getirmeye pek de niyetli olmadıklarını görebiliyoruz.

Kamu Sen ise toplu görüşmeler boyunca toplu sözleşme istemini yetkiyi yeniden alabilmenin tehdit aracı olarak kullandı. Çünkü bu yıl Memur Sen’le aralarında 365 kişi gibi az bir fark vardı ve Kamu Sen’e göre baskı, sindirme sonucu böyle bir sonuç ortaya çıkmıştı. KESK’in yıllardır maruz kaldığı bu uygulamalarla ilk kez karşılaştığı anlaşılan Kamu Sen, oldukça öfkeliydi ve öfkesini ilk oturumda yumruk, tekme kullanarak da belli etti!

TİS ısrarı karşısında hükümet “önce kaç kişi TİS’ten ve grevden faydalanacak onu netleştirelim. Hem iş güvencesi hem toplu sözleşme olmaz, bu işin lokavtı da var. Yani önce kamu personel rejimini ele alalım” tehdidini savurdu. Bunu zaten yıllardır savunuyordu.

KESK, bu yıl kendi sorunlarıyla birlikte diğer kesimlerin sorunlarına da ağırlık verdi. KESK’in krizden etkilenen tüm mağdurlara yönelik taleplerini hem Hükümet hem de diğer konfederasyonlar duymak bile istemediler. Kamuoyunda da tartışılmasını istemedikleri için duymamazlıktan geldiler ve olumlu olumsuz görüş belirtmediler. Demokratik talepler ve tüm ezilenler için mücadele yürütmekten niçin korktukları daha iyi anlaşılıyor.

KESK’in önünde çok önemli işleri var. Temmuz’da başlayan mahkemeler,  daha fazla içeride kalmak zorunda olanlar. Tutuklu KESK’lilerin 19-20 Kasım’daki mahkemeleri -ki 7.000 sayfalık belge ve 700 sayfalık iddianameyle- Kürt ya da demokrasi açılımındaki gelişmelere ve KESK’in bu süreçte alacağı tutuma bağlı bir süreç. Ekonomik krizin daha can yakıcı olması ve iş bırakma.

KESK’in, toplumun ezilen tüm kesimleriyle birlikte varolan tüm saldırılara karşı fiili ve meşru  mücadele geleceğinin kurgulanmasında, programlanmasında ve bunların hayata geçirilmesinde çok önemli bir yeri var.

 

Bu Yazının Basılı Sayfaları

SOSYALİST DEMOKRASİ 83


Tırsak General

AFŞİN DEMİR


■ Bu Rota Doğru mu?

DİLAY İNKAYA


■ Kampanyanın Ardından

RIDVAN TURAN


■ Yürüyüşün Eskişehir Durağı 

NURETTİN ALDEMİR


■ Ankara'da Barış Platformu


■ Muhatap Bulamadık!


■ 1 Eylül'de Diyarbakır'dan


■ Barış Sürecinde Kadınlar

YEŞİM ERGÜN


■ Bu Oyuna Artık Devam Etmek İstemiyoruz

NURŞEN YILDIRIM


■ Kent AŞ İşçileri Direniyor

FİLİZ KURNAZ


■ Olanaklar ve Olasılıklar

M. ÖZLEM


■ Açılımdan Operasyon Çıktı


■ 6-7 Eylül Olayları

ASLIHAN UMAR


■ Sessiz İmhaya Son!

STELA E.


■ İkitelli'de Olanlar

TAHİR OZAN


■ Yük Değil Kadındılar

Y. E.



Sosyalist Demokrasi Arşivi