![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 12 Eylül 2009, Sayı: 83 |
|||
|
1 Eylül'de Diyarbakır'dan |
|||
|
Bakanlıktan çıktıktan sonra orada bekleyen basın mensuplarına “Ankara’da
barış ve çözüm önerilerimiz için muhatap bulamadık, yarın Diyarbakır’da
olacağız ve eminiz ki çözüme ilişkin muhatap bulamamış olan
önerilerimiz, Diyarbakır’da muhatap bulacaktır” dedik.
Bir saat sonra kameraların karşısına geçen İçişleri Bakanı, Kürt lafını
hiç ağzına almadan, meseleyi terör jargonuyla ele alarak, tek dil, tek
bayrak, tek milleti kırmızı çizgi olarak vurgulayarak ve dahası anayasa
değişikliğinin gündemlerinde olmadığını söyleyerek barışa ilişkin
umutları köreltti.
Eğer karşımıza çıkıp görüşlerimizi dinlemek zahmetine katlansaydı sayın
Bakana “Sorun bir ‘terör sorunu’ değil, demokrasi sorunudur.”
diyecektik. “Sorunun kaynağında demokratik barışçıl yöntemlerin devre
dışı bırakılması yatmaktadır. Sorunun özünü Kürt halkının kolektif
varlığı ve kimliğinin tanınmaması, kendi siyasi geleceğini özgür
iradesiyle belirleme hakkının reddedilmesi oluşturmaktadır.” diyecektik.
Eğer karşımıza çıkıp görüşlerimizi dinlemek zahmetine katlansaydı sayın
Bakana “PKK’yi çözerek Kürt sorununu ‘çözmeye’ çalışmak, sorunun
tarihsel özünü anlamamak demektir.” diyecektik.
“Kürt sorunu gibi 85 yıllık tarihsel bir soruna demokratik bir çözüm
yolunu açmak sorunun köklerine eğilmekten, tarihsel yanlışları aşmaktan
geçer. Sorunun temelinde
Anadolu ve Mezopotamya halklarından oluşan zengin mozaiği tek bir
politik kalıba dökerek tek millet, tek dil, imtiyazsız-sınıfsız bir
toplum yanıltmacası yaratmaya dayalı şoven milliyetçi ideoloji,
asimilasyoncu ve inkarcı politikalar yatmaktadır.” diyecektik.
“Antidemokratik ve asimilasyoncu yasa ve anayasa maddeleri yerli yerinde
dururken, yerel seçimlerin ardından başlatılan baskın ve gözaltı
terörüyle DTP sindirilmeye çalışılırken, Kürt çocukları onlarca yıl
hapis tehdidiyle cezaevlerine doldurulurken, DTP üyeleri Beytüşşebap’ta
kafaları ezilerek, Iğdır’da özel tim eliyle yargısız infaz edilip dereye
atılarak 90’lı yıllardaki gibi katledilmeye başlamışken, “açılım”ın
“çözüm”e evrileceği beklentisi yaratılamaz. Eğer bir diyalog ortamı için
güven artırıcı zemin hazırlanmak isteniyorsa, önce bu konularda adım
atılmalıdır.” diyecektik.
Kürt sorununun çözümünde göstermelik, güvenceden yoksun, kolektif
hakları tanımayan girişimler ancak Kürtleri ve demokratik kamuoyunu
kandırmaya yönelik olacaktır.
Devlet bu zamana kadar demokratik ve siyasal yoldan bu sorunu
çözmek için adım atmamıştır. Şimdi önemli bir momentteyiz. Artık
çözümsüzlük politikaları sürdürülemez, halklarımızın demokratik çözüm
talepleri ve beklentileri göz ardı edilemez hale gelmiştir. Açıktır ki
bu sorun çözülmeden bu sorunun ortaya çıkardığı durumlarla başa
çıkılamaz. Sonuçlarla uğraşılarak ilerleme sağlanamaz, esas olan, nedeni
ortadan kaldırmaktır. Şimdi atılması gereken öncelikli adım, “silahların
karşılıklı olarak susturulmasıdır”. PKK’nin ilan ettiği tek taraflı
ateşkese cevap verilmelidir. Öcalan’ın yol haritası dikkate alınmalıdır.
Bu savaş devam ederse tarih önündeki sorumlular elbette bu sürece
gereken önemi vermeyen devlet ve hükümet yetkilileri olacaktır. Akacak
kanın sorumluları barış ve kardeşlik elini tutmayanlar olacaktır.
İçişleri bakanına ayrıca, kalıcı bir barışın asgari imkanlarının
yaratılması için atılması gereken öncelikli adımlara ilişkin Sosyalist
Demokrasi Partisi Parti Meclisinin saptadığı şu 7 maddelik listeyi
iletecektik:
1) “Çatışmasızlık” sürecine yanıt olarak operasyonlara, sınır boylarına
askeri yığınak yapmaya ve savaş dönemine özgü politikalara son
verilmelidir. Böylece karşılıklı güven verici adımların atılmasının yolu
açılacaktır.
2) Çözümün yolu Washington-Bağdat-Erbil üçgeninden değil,
Ankara-Diyarbakır arasında kurulacak barış ve kardeşlik köprüsünden
geçer. Muhatap Kürt halkı, onun politik iradesi Kürt özgürlük hareketi
ve önderliğidir.
3) Koruculuk başta olmak üzere tüm özel savaş birimleri dağıtılmalı, göç
edenlerin yurtlarına dönmesi sağlanmalı, zararları tazmin edilmelidir.
4) Farklı düşüncelerin ve çözüm önerilerinin ifade edilmesinin önündeki
yasal engeller hızla kaldırılmalı ve özgür tartışma ortamının
sağlanmasının imkanları yaratılmalıdır.
5) Öcalan’ın mevcut statüsü köklü bir biçimde iyileştirilerek
değiştirilmeli, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır.
6) Kamu/özel ayrımı yapılmaksızın tüm kurumlarda anadilde eğitim olanağı
sağlanmalıdır.
7) Kürtlerin kolektif varlığı, kimliği, dili kabul edilmeli ve temel
kolektif haklarının iade edileceği ilan edilmeli, demokratik,
özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa ve bu anayasanın gerektirdiği yasal
düzenlemelerin yapılmasına başlanmalıdır.
“Sosyalist Demokrasi Partisi, sorunun demokratik çözüm yollarını
tıkayan, çözüm diyerek inkar ve imha konseptinde direnen tüm anlayışlara
karşı halkların eşit ve kardeşçe yaşamının gerçekleşmesi için üzerine
düşen her türlü görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır...”
diyecektik.
Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü.
70 yıl önce bugün Nazi ordularının Polonya’yı işgaliyle başlayan 2.
Paylaşım Savaşı, ardında milyonlarca ölü, yaralı, sakat, yıkılmış
kentler, onulmaz acılar bırakarak insanlık tarihinin en büyük yıkımına
yol açmıştı.
Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü.
Savaşa karşı barışı, ölüme karşı hayatı savunmanın, yeryüzünü savaşlar
ve işgallerle kan gölüne çeviren zorbalığa karşı, şiddet ve baskı
politikalarını olağanlaştıran militarizme karşı, barışın, kardeşliğin,
eşitliğin, özgürlüğün dünyası için sözümüzü ve eylemimizi hep birlikte
örgütlemenin günü.
Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü.
Bugün Türkiye’nin barış güçleri, bu topraklarda yaşayan Kürt, Türk ve
bütün halkların eşitlik ve kardeşlik içinde yaşayabilmeleri için gerekli
diyalog ortamının ve demokratik çözüme giden yolun açılması için çok
önemli sorumluluklarla karşıyadırlar.
Halklarımızın barış ve demokratik çözüm talebinin göz ardı edilemez hale
geldiği, daha fazla karşılıksız bırakılamayacağı bugün çok daha net bir
biçimde görülmektedir.
“Artık Yeter! Evlatlarımız Ölmesin” diyen annelerin çığlığı, “Barışı
ellerimizle öreceğiz, dayanışmamızla, mücadelemizle öreceğiz” diyen
kadınların kararlılığı karşılık bulmalıdır.
Operasyonları durdurun, savaş politikalarına son verin! Barış ve demokratik çözüm, Kürt ve Türk halklarının, emekçilerin onurlu elleriyle gelecektir!
|
■ Bu Oyuna Artık Devam Etmek İstemiyoruz |
||