Sosyalist Demokrasi, 12 Eylül 2009, Sayı: 83


   


Bu Rota Doğru mu?


DİLAY İNKAYA


   

Bir süredir politika gündeminin baş konusu olan “Kürt açılımı” ortaya atıldığı günden bu yana tartışmaların odağında. Sürekli yeni gelişmelerin ışığında farklı çevrelerin katılımı ya da müdahalesiyle bu mesele biçim, söylem değişikliğine uğrayarak politik gündemi belirlemeye devam ediyor.

“Kürt açılımı” diye ortaya atılıyor, MGK’nın müdahalesiyle “demokratik açılıma” dönüşüyor, Genelkurmayın müdahalesiyle terör sorununun ifadesiyle dillendiriliyor, MHP ve CHP’nin müdahalesiyle üniter devletten taviz yok, bölücülerle görüşmem söylemi ortaya atılıyor…

Başlangıçta Kürt sorununda çözümden yana olan tüm kesimlerle ayrım yapmaksızın görüşüleceği, fikir ve önerilerin alınacağı hükümetçe dillendiiliyor ve hükümet temsilcileri karşısında onlarla direkt görüşmeye açık olarak ancak DTP ve kimi demokratik kitle örgütlerini buluyor. Hükümeti muhatap almayan MHP, CHP ise kapılarını kapatıyor ama mesaj vermeyi sürdürüyor. Önce bu açılımın devletin değil hükümetin projesi olduğu dillendiriliyor, MGK’nın söylemi yumuşatmakla beraber süreci desteklediği açıklamasıyla ikinci şoku atlatanlar üniter devlet söyleminin arkasına geçerek, açılımı ABD’nin projesi olmakla ithamla ya da bölücülüğe destekle, vatana ihanetle açıklamaya çalışıyorlar. Kapılarını açmadılar ama doğrusu muhatap alındılar ki hükümet adına yapılan ara açıklamada yüreklerine su serpecek söylemlere yer verildi…

Oysa ki DTP ve diğer demokratik kitle örgütlerinin kaygılarına nerdeyse hiç yer vermeksizin, üniter devletin korunacağı, teröre taviz verilmeyeceği, anayasal değişikliğin gündemde olmadığı vb. açıklamalar ardarda sıralandı. Tüm kesimlere kulak vereceğini söyleyen ilgili bakan; yıllardır Kürt sorununda siyasal çözümü savunan ve belli bir birikime sahip olan SDP’nin genel başkanı ve merkez yöneticileri başta olmak üzere dört bölgede birçok ilden yola çıkarak Ankara’ya yürüyen ve ellerindeki kapsamlı dosyayı iletmek üzere kendisinden randevu isteyen heyetle görüşme zahmetine katlanmadı.

Kapılarını kapatanlar içten içe açılım karşıtı yaklaşımlarının dikkate alınmasını beklerken, öte yandan kimlerin muhatap alınmamasını da salık veriyordu ki bunların başında Kürt özgürlük hareketi ve Öcalan geliyor.

Aslında hükümetin genel söylem dışında kapsamlı bir proje ortaya atmasa da verdiği ipuçlarından sorunun Ankara, ABD, Erbil üçgeninde çözümünden yana, PKK’yi tasfiye etmeyi, bölgede güç olmayı hedefleyen bir konumlanışta olduğu gözlerden kaçmıyor.

Kimi liberal çevrelerin de benzer biçimde PKK’siz çözümü savunduğu ortada.

Yani gelinen aşamada muhataplık meselesi bir yanıyla Kürt açılımının merkezine oturmuş görünüyor. Zira muhatabın kim alınacağı sorunun hangi yöntemle çözüleceğini ve sürecin nereye evirileceğini de belirleyecek.

Kürt sorununda siyasal, demokratik, barışçıl bir çözümden yana olan tüm samimi demokrasi güçleri gelinen aşamada Kürt özgürlük hareketinin ve Öcalan’ın muhatap alınmasının olmazsa olmaz olduğunu görür ve bilir. Evet Kürt halkının TBMM’deki siyasi temsilcisi DTP dir, ve DTP’nin son yerel seçimde de net bir artış gösteren kitle desteğinin tabanı aynı zamanda Kürt özgürlük hareketinin kitle tabanıyla örtüşmektedir. Bunu inkar etmek gerçeği bilinçli bir şekilde görmezden gelmektir.

Bakınız tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen 2006 yılında Öcalan irademdir kampanyası üç buçuk milyon imza ile sonuçlanmıştır, baskı ortadan kalksa bunun on milyonlara ulaşabileceği söylenebilir. Öte yandan DTP mitinglerinde beğenin ya da beğenmeyin gelen kitlenin attığı sloganları hatırlayalım: “PKK halktır halk burada, Öcalan siyasi irademizdir, Biji serok Apo…” bunları çoğaltmak mümkün ve bu sloganların politik anlamı da ortada. Her kim diyorsa ki Kürt özgürlük hareketi ya da Öcalan Kürt halkını temsil etmiyor diye o kendini kandırıyor ya da başkalarını kandırmak istiyordur. Yine beğenin ya da beğenmeyin bu kesimler Kürt halkının tamamını olmasa da önemli bir kısmını temsil etmektedir. O halde ya diyeceksiniz ki ben açılımı sadece kendi beğendiğim Kürtlerime yapacağım ve önemli sayıda Kürdü (milyonları)  devre dışı bırakacağım ki bu açılım yaşanan Kürt sorununu siyasal ve demokratik çerçevede çözmemek anlamına gelir. Ya da muhatap alacaksınız. Bakınız geçtiğimiz günlerde siyaset meydanında Türk ve Kürt çocuklarını izledik, yarılmayı hep beraber gördük, ama şunu da gördük kimi Türk çocukları Atatürk’e ne değer biçiyorsa kimi Kürt çocukları da Öcalan’a o değeri biçiyor. Bunun üzerine düşünmek gerekiyor…

Her ne kadar kamuoyuna gerçekliğiyle yansıtılmasa da biliniyor ki Kürt özgürlük hareketi defalarca barışa şans tanımak açısından silahları susturduğunu açıkladı ancak tasfiye operasyonları sürerse aktif savunmaya geçeceğini belirtti. Öcalan defalarca İmralı’dan avukatları aracılığıyla barışçıl çözüme katkı sunabileceğini dile getirdi. Son olarak yol haritasını ilgili makamlara iletti. Bunlara hiç şans tanındı mı? Tüm bunlar bir yana daha düne kadar barış için çözüm üretmeye azami çaba sarf eden DTP’li vekiller hükümet mensuplarınca eli dahi sıkılmayan, randevu dahi verilmeyen “terör yanlısı” ilan edilmedi mi? Bugün hala bir biçimiyle DTP ve onunla ittifak halindeki siyasi parti ve demokrasi güçlerinin talepleri dikkate alınmamaya devam edilmiyor mu?  Bu rota doğru mu?

İşte bu soruların cevabı son derece kritik. Bu sorulara verilecek cevap ve bu cevapların belirleyeceği muhataplık belki sürecin de nereye evirileceğinin en temel belirleyicisi olacak. Kürt sorununu çözeceğini iddia ederken kendi milyonlarca Kürdünün iradesini dikkate almayıp, Erbil’i dikkate alanlar; demokratik açılım yaptığını savunurken demokrasi güçlerini dikkate almayıp, demokrasi karşıtı güçleri dikkate alanlar daha çok çuvallarlar bu biline…

Ancak bu sorulara sağlıklı yanıtlar üreten ve gerçekten siyasal demokratik ve barışçıl çözüme evrilen her sürecin yanında olmak da boynumuzun borcudur. SDP bu sürecin barış ve demokrasiye evrilmesi için mücadelesini sürdürecektir.

 

Bu Yazının Basılı Sayfaları

SOSYALİST DEMOKRASİ 83


Tırsak General

AFŞİN DEMİR


■ Bu Rota Doğru mu?

DİLAY İNKAYA


■ Kampanyanın Ardından

RIDVAN TURAN


■ Yürüyüşün Eskişehir Durağı 

NURETTİN ALDEMİR


■ Ankara'da Barış Platformu


■ Muhatap Bulamadık!


■ 1 Eylül'de Diyarbakır'dan


■ Barış Sürecinde Kadınlar

YEŞİM ERGÜN


■ Bu Oyuna Artık Devam Etmek İstemiyoruz

NURŞEN YILDIRIM


■ Kent AŞ İşçileri Direniyor

FİLİZ KURNAZ


■ Olanaklar ve Olasılıklar

M. ÖZLEM


■ Açılımdan Operasyon Çıktı


■ 6-7 Eylül Olayları

ASLIHAN UMAR


■ Sessiz İmhaya Son!

STELA E.


■ İkitelli'de Olanlar

TAHİR OZAN


■ Yük Değil Kadındılar

Y. E.



Sosyalist Demokrasi Arşivi