![]() |
![]() |
||
|
Sosyalist Demokrasi, 12 Eylül 2009, Sayı: 83 |
|||
|
Tırsak General AFŞİN DEMİR |
|||
|
Ergenekoncu faşistleri düzmece sağlık raporlarıyla tahliye ettiren omzu
kalabalık silah arkadaşlarının senin de üzerine titreyeceklerini
bilmenin huzuruyla yatıyorsun şimdi GATA’daki rahat yatağında.
Gel gör ki, eski kudretinden eser kalmamış, gitmiş çipil gözlerinin
feri. Bu yatışın bir kalkışı olmayabileceği korkusu sinmiş kireçtaşına
dönmüş yüzüne.
Oysa bir vakitler mermerdendi, tunçtandı, alçıdandı, kâğıttandı bol
yıldızlı üniformanın gölgesi ülke sokaklarında.
Sen emrettin; 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi
fişlendi, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
İdam ettirdin 50 kişiyi. 18’i halkımızın en yiğit evlatlarıydı,
sehpalarını kendileri tekmeleyerek gittiler ölüme. Yüzlerce devrimciyi
öldürttün, on binlercesini işkence tezgâhlarından, tabutluklardan
geçirdin, birçoğunu sakat bıraktın.
388 bin kişiye pasaport verdirmedin, taammüden öldürdün Ruhi Su’yu
yurtdışında tedavi olmasına müsaade etmeyerek. 30 bin kişiyi işten, 14
bin kişiyi yurttaşlıktan çıkarttın, mülteci ettin, çoluk çocuk aç sefil
ettin el kapılarında.
Yüzlerce filmi, binlerce kitabı, gazeteyi, dergiyi yasaklattın.
Yaktırdın tonlarca Dostoyevski’yi, Brecht’i, Nâzım’ı. Göklere uzanan
alevler Hitler’i, Pinochet’yi kıskandırdı.
Dilini, türkülerini, benliğini yasaklamaya kalktın Kürt halkının,
tutmadı. ’84’te aldın cevabını zulmün, işkencenin, tezek yedirmelerin,
hakir görmelerin, asimilasyonun, sömürgeciliğin. Halen de almaya devam
ediyorsun.
Hakkını yememek lazım, başardın pek çok şeyi de. Büyük ölçüde senin
başarındır sürgit bastırılmışlığı, sindirilmişliği, devrime güvensizliği
emekçi yığınların. Senin marifetindir, kendi hakkı hukuku, mutluluğu ve
geleceği için kılını kıpırdatmaktan ürken ama her türlü şoven hezeyan
için sokağa dökülen, Türk-İslam senteziyle yoğurduğun saman beyinlilerin
sayısının çokluğu…
Bizim kuşak senin ceberrut gölgen altında büyüdü. Tek kanallı
televizyonda her akşam bol “içün”lü, “netekim”li zekâ fukarası
konuşmalarını dinledik. Aydınlar dilekçesini imzalayan ülkemizin o
dönemdeki yüz akı sanatçılar, bilim ve kültür insanları hakkında elinde
Kur’an “ben ne yapayım böyle aydını” diye atıp tutmalarınla cehaletin,
düzeysizliğin, sığlığın kitabını en iyi sen yazdın.
Pakistan’lı darbeci general Ziya-ül Hak davetin üzere memleketimize
teşrif ettiğinde, sırtımızda kara okul önlüğü, yol kenarlarında
saatlerce asker gibi bekletilerek kan emici kankanla sana kağıttan
bayraklar sallamak zorunda kaldık. Resmigeçitlerde Atatürk’ü taklit
edişin, bücür boyunla onun gibi smokinli, pelerinli, melon şapkalı
pozlar verişin, çocuk halimizle bize bile gülünç gelmişti ama o zamanlar
bunu yüksek sesle söylemek cesaret işiydi.
Tankların gölgesinde, halkın böğrüne dayalı silahların zoruyla
dayattığın anayasa, 27 senedir özgürlüklerin karabasanı olmaya devam
ediyor. Çıkarları uğruna darbe yaptığın patronlar o kadar memnun
kaldılar ki eserinden, ne vaktiyle şortla asker selamladı diye
bugünlerde liberallerin askeri vesayete muhalefet şampiyonu ilan
ettikleri Turgut Özal, ne darbelerin şapka toplayıcısı Süleyman Demirel,
ne de diğerleri onu yürürlükten kaldırmaya yeltenmediler.
Askeri–sivil bürokrasinin yalakası ulusalcıların, faşistlerin senin
rezil anayasandan şikâyetleri olmadığı malum. Muhalefetteyken anayasaya
karşı demokrasi havarisi kesilen, iktidara gelince de onun yürütmeye
tanıdığı her türlü anti-demokratik imkândan yararlanıp, özgürlükçü
anayasa taleplerine kulağını tıkayan AKP’nin; ABD’nin ve dolayısıyla
Türkiye oligarşisinin uzun erimli bölgesel menfaatleri uğruna anayasa
değişikliğinin önünü açıp açmayacağını ise zaman gösterecek.
Bize gelince… Biz senin ensendeyiz general! Paşa paşa yargılanacaksın.
Bugün olmazsa yarın, senin ömrün kifayet etse de etmese de bu ülke o
günü görecek. İşlediğin insanlık suçlarından ne zamanaşımıyla ne de
ölerek yakayı sıyıramayacaksın.
İdam sehpasında darbenin ilk bedelini biz ödemiştik. Adalı’mızı ayırdın
aramızdan. Sana ve takipçilerine inat, yeniden Kurtuluş özlemini büyütüyoruz halkımızın kalbinde…
|
■ Bu Oyuna Artık Devam Etmek İstemiyoruz |
||