|
|
![]() |
|
|||||
|
|
|||||||
|
M. ÖZLEM
Her Şeye Gebe Bir Döneme Giriyoruz
B. ZEYNEP
Yatırdığın Prim Kadar, Paran Kadar Sağlık
YEŞİM ERGÜN
Düşünce Özgürlüğü Katliamı!
N. ZAFER
Hrant ve Ermeni Jenosidi
SERAP GÜNEŞ
Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (1)
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Hrant'ın Hesabı Mutlaka Sorulacaktır!
RIDVAN TURAN
Katliam ve Yüzleşme
AFŞİN DEMİR
35 Cana Mahsup Edilen Başbuğ
SİNAN VARLIK
'Ağırlaştırılmış Müebbet'
M. ÖZLEM
Ordu Devletinden Polis Devletine
HRANT DİNK
Sizi Gidi Suç Ortakları
HALİL İBRAHİM VARGÜN
Cezaevi mi? Esir Kampı mı?
İLKAY TANYER
Aileyi Değil Kadınları Koru!
SERAP GÜNEŞ
Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Evlerimizi Yıkmaya Kalkanların Saraylarını Başlarına Yıkacağız!
RIDVAN TURAN
Seri Katil
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Şarkiyatçılıktan Esinlenen Bir Garip Garbiyatçılık
M. ÖZLEM
Evrimin Maymun Halkasında Takılanlar
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
2012 İsyanın Yılı Olsun
GÜNAY KUBİLAY
Susma 'Sen de Bir Ses Çıkar'
RIDVAN TURAN
Yeni Yıla Girerken...
AFŞİN DEMİR
Ortak Hedef: Sosyalist Yeniden Kuruluş
N. ZAFER
Din Sorununa Sosyalizmin Gözlüğünden Bakmak
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Seç Beğen! Soykırım, Katliam, Asimilasyon
SUNGUR SAVRAN
Yeni Bir Dönem Açılıyor: Büyük Depresyon
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Direniş Noktası ve Teşkilinin Yöntemi
GÜNAY KUBİLAY
Sosyalist Yeniden Kuruluş Üzerine
RIDVAN TURAN
Sizin Adaletiniz Yerin Dibine Batsın!
M. ÖZLEM
Aşil'in Topuğu
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Doğru Analiz Doğru Duruş Gerektirir
GÜNAY KUBİLAY
'Muhafazakar Demokratlık'tan 'Milliyetçi Muhafazakarlık'a
RIDVAN TURAN
İllüzyon
SERAP GÜNEŞ
İleri Yüzsüzlük, İleri Militarizm, İleri Karakol
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Bir Yanımız Zindanlarda
AFŞİN DEMİR
Özrü Kabahatinden Değil, Kabahati Özründen Büyük
YEŞİM ERGÜN
İffetinizden Bıktık!
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Kelebekler Uçtukça Özgürleşeceğiz
M. ÖZLEM
Gaza Getiriliyoruz
RIDVAN TURAN
Ölümü Yeğin Ülke
M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU
Gelişen Yeni Sürece Karşı Duruş Üzerine
YEŞİM ERGÜN
Erkek Egemen Düzene Karşı Kazan Kaldırıyoruz
FEHMİ
BAYRAKTAROĞLU
22 NİSAN 2011
|
Başbakan Adalı'yı anabiliyor ama öğrenci anınca suç
Her Şeye Gebe Bir Döneme Giriyoruz M. ÖZLEM Fırtına öncesi sessizlik deyişi gündelik dilde büyük ve sıkıntılı olaylar öncesine denk gelen genel sükunet durumunu tarif eden doğal olaylardan esinlemiştir. Aslında büyük olay beklentisinin ifade edilişi olarak da algılanabilir, zira doğada meydana gelen büyük enerji patlamaları yani fırtına, deprem ya da kasırgalar öncesi büyük bir durgunluk ve sükunet izlenir. Deniz az sonra kopacak büyük fırtınayı haber verircesine dümdüzdür. Yatırdığın Prim Kadar, Paran Kadar Sağlık B. ZEYNEP Neoliberal politikaların ödünsüz uygulayıcısı AKP, çıkardığı yasalarla en temel insan haklarından eğitim ve sağlık hizmetlerini piyasalaştırıyor. Gündemdeki GSS yasası IMF’nin direktifleriyle hazırlandı. 2005 yılı Mayıs ayında IMF ile AKP hükümeti arasında imzalanan 19. Stand-By Antlaşmasının gereği olarak, emek ve meslek örgütlerinin görüş ve eleştirileri umursanmaksızın hazırlanan SSGSS (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası) Yasa Tasarısı 2006 yılında yasalaştırıldı. YEŞİM ERGÜN Başbakan Erdoğan 24 Ocak Salı günü yapılan grup toplantısında, Hrant Dink meselesinin de Uludere meselesinin de devletin derin dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğini, Uludere’de hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına 123 bin lira verileceğini, ve bu paranın da onlara analarının ak sütü gibi helal olduğunu söyledi. Başbakan bu konuşmayı Uğur Mumcu’nun katledilişinin üzerinden tam 19 yılı geçmişken ve failleri hala ‘bulunamamışken’ yaptı. N. ZAFER Geçtiğimiz haftanın en önemli olayı Hrant Dink davası hakkında 14. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karardı. Bu haftanın -hafta gerçi daha bitmedi ama- en önemli olayı da Fransa Parlamentosunda Ermeni soykırımı hakkında alınan karar olacak gibi. 14. Ağır Ceza Mahkemesi cinayetin bir örgüt işi olmadığına karar verdi ve tüm sanıkları örgütlü suç isnadından beraat ettirdi. Ardından kararı veren heyetin başkanı çıkıp “kararın içlerine sinmediğini ve kararın örgütün olmadığı anlamına gelmediğini, yalnızca yeterli delilin bulunamaması sebebiyle” beraat verildiğini söyledi. Temyizi işaret etti. Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (1) SERAP GÜNEŞ Temelini mülkiyet ilişkilerinden alan, insana değil mülkiyete odaklı olan burjuva hukuku; sermaye, güç ve iktidar sahiplerinin lehine, işçi, ezilen ve muhaliflerin ise aleyhine esnetilebilen bir baskı aracı. Türkiye’de “baklava çalan çocuklar” vakasından, depremde kaybedilen canlarla bunda sorumluluğu bulunanlara verilen cezalar arasındaki orantısızlıktan, kredi kartı borcu yüzünden intihar edenlerin sayısı artarken büyük şirketlerin vergi yolsuzluklarının aflarla sumen altı edilişinden ortalama algının kanıksadığı bir gerçek bu. Hrant'ın Hesabı Mutlaka Sorulacaktır! M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU Hrant davası aynen benzerleri gibi oligarşik diktatörlüğün aklanması ile sonuçlandı. Mahkemede alınan karar, devletin bazı kurumları tarafından bir tetikçinin azmettirilmesi sonucu öldürüldüğü açıkça belli olan Hrant Dink cinayetini sanki sıradan, herhangi bir cinayet gibi gösterme çabasıdır. Her yerde örgüt bulan, icat eden sistem nedense bu cinayetle ilgili olarak örgüt bulamamıştır. RIDVAN TURAN Uludere katliamı Türk devletinin en büyük katliamlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Ancak adı bir türlü konamadı. Aslında varlığı da 12 saat boyunca medya tarafından halktan gizlendi. Katliam ‘Irak sınırındaki olay’ olarak verildi. Hükümet ve asker katliam karşısında insanın kanını donduran bir kayıtsızlık örneği sergiledi. AFŞİN DEMİR Görülüyor ki, devr-i Tayyip’in "iyi saatte olsunlar"ı cemaatçi polis, savcı ve yargıçlar, hükümetin zora girdiği her durumda yeni bir tutuklama dalgasına girişerek vaziyeti idare etme taktiğinde ısrar ederlerse, çok yakında hapishanelerde yer kalmayacak. SİNAN VARLIK Bir hayat sekiz metrekareye sığar mı? Bu soru bugün F tiplerinde ağırlaştırılmış müebbet mahpusların durumunu anlatır nitelikte. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve bu cezaya uygulanan infaz modeli, hem infazın uygulanış süresi hem de tecritin içinde yeni bir tecrit doğurur tarzdaki infaz koşulları açısından kabul edilemez boyutlara gelmiştir. Ordu Devletinden Polis Devletine M. ÖZLEM MİT dış istihbarat için kurulmuş görünse bile esas uğraş alanı iç istihbarat olmuştur. Hatta istihbarattan öteye geçen iç operasyonları da olmuştur. Dış istihbaratta daha çok CIA ve MOSSAD’ın taşeronu olarak çalışmıştır. Hem bölgesel güç olmayı planlayan TC’nin yeni dış politika ihtiyaçları hem de devlet aygıtının yeniden yapılandırılması süreci MİT’in yapısında ve ilgi alanında değişikliğe gidilmesini gerektirmiştir. SDP'li gençlerin gözaltı süresi uzatıldı Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilişinin 5. yıl dönümü nedeniyle dün yapılan anma sonrasında gözaltına alınan 11 SDP'li gencin gözaltı süresi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından 1 gün uzatıldı. Dün, parti binası önünde gözaltına alınan gençler, Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube'ye götürülmüştü. Gözaltındaki gençler yarın Çağlayan Adliyesi'ne çıkarılacak. Sosyalist Kadınlar: Tecride karşı mücadele hattı gelişmeli
Polis Hrant Dink anmasına müdahale etti, 11 SDP üyesi gözaltında
HRANT DİNK İfade özgürlüğü açısından sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’nin bir kravat olmadığını hatırlatan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in tutumu belli... Taha Akyol’un sorularını yanıtlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tutumu belli... Meclis’teki bütçe görüşmesinde konuya değinen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün tutumu belli. 301'i kaldırmaya ya da değiştirmeye niyetli gözükmüyorlar. Bu da demektir ki daha uzunca bir süre ifade özgürlüğü açısından sıkıntılı günler yaşayacağız. HALİL İBRAHİM VARGÜN ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne göre, “Hükümlünün, görüştüğü kişiler vasıtasıyla bir suç örgütünü yönlendirdiğine dair somut olguların tespiti halinde Cumhuriyet Başsavcısının istemi ve infaz hâkimliğinin kararıyla hükümlünün avukatlarıyla ve diğer kişilerle görüşmesi 6 aya kadar sınırlandırılabilecek.” Söz konusu kanun teklifi meclis genel kurulundan muhtemelen olduğu haliyle geçip yasalaşacak. İLKAY TANYER Aile ve sosyal politikalar bakanı Fatma Şahin uzun bir dönemdir, ‘’Kadının ve Aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair kanun’’ başlığı altında tasarı taslağı çalışmaları sürdürüyor. Başta feministlere, bağımsız kadın örgütlerine, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunarak başlattığı bu çalışma, şimdilerde AKP’nin politikalarına doğru kaymalar göstermeye başladı bile. Bu durum, yeni anayasa hazırlığı için Fatma Şahin’in dernek ve kuruluşlara yapmış olduğu çağrının ne kadar samimiyetsiz olduğunu ortaya koyuyor bir yanıyla. Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak SERAP GÜNEŞ NATO’nun Libya müdahalesinin Arap Baharı’nı kışa dönüştürdüğüne dair yorumlar, Suriye’ye karşı Türkiye’nin de başrol oyuncusu olarak bizzat içinde yer aldığı rejim değişikliği operasyonu ile yaygınlaştı. Ortadoğu’da Şii eksenini zayıflatma amaçlı bu operasyon henüz nihayete ermiş değil. ABD Irak’tan çekilmesinin ardından ortaya çıkan boşluğun İran tarafından doldurulmasını önlemek, Irak’taki İran etkisini kırmak ve Sünni-Kürt eksenini güçlendirmek için El Kaide ile uzlaşma yolları arıyor. Burada da başrolde yine Türkiye var. Evlerimizi Yıkmaya Kalkanların Saraylarını Başlarına Yıkacağız! M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU “Kentsel dönüşüm projesi” adı altında planlanan halkın barınaklarını yıkım planları fiilen hayata geçirilmeye başlanmıştır. Yaklaşık 20 yıl önce kentin çeperlerinde kalan varoşlar gelişen ve büyüyen metropollerin ortasında kaldılar. Burjuvazi bu alanlara gözünü dikti ve bu alanları gasp ederek rant elde etmek istiyor. Hükümet bu halkın evlerinin kurulu olduğu alanları TOKİ vasıtasıyla burjuvaziye peşkeş çekmeye çalışmaktadır. Öyle ki halkın yaşam alanlarını TOKİ’ye satmış ve halk yasal olarak TOKİ ile karşı karşıya bırakılmıştır. RIDVAN TURAN Türkiye tarihinin en ciddi katliamlarından biri iki hafta önce gerçekleştirildi. Olayda 10 -15 yaşlarında çocuklar da dahil 35 vatandaşımız F16’lardan atılan bombalarla paramparça edildi. Atadan babadan aynı işi yapan, aynı yoldan aynı yere giden ve aynı alış verişi yapan insanlar “güvenlik kuvvetleri”nin bilgisi dâhilinde yok edildi. Dünyanın neresinde olsa büyük bir olay olacak olan böylesi bir katliam bizde sıradan bir olay olarak kaldı. Ne hükümet tatmin edici bir tutum takındı ne de genelkurmay. Sizin Tek Bildiğiniz Koyun Gütmekmiş! 33 ay önce yerel seçimlerin hemen ardından başlatılan ve bugün artık milletvekillerine kadar uzanmış bulunan bu KCK operasyonları ve tutuklama terörüyle kelepçelenen BDP yöneticilerinin, belediye başkanlarının, insan hakları savunucularının, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin tam sayısı artık bilinmemektedir. Başbakan Erdoğan’ın daha birkaç gün önce “buraya niye geldin dağa çıksaydın!” diyerek ihbar ettiği Leyla Zana’nın ev ve bürosunun basılması, özel yetkili savcıların ve mahkemelerin siyasal iktidarla ne kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır. Şarkiyatçılıktan Esinlenen Bir Garip Garbiyatçılık M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU Batı’nın Doğu üzerindeki sömürgeci emellerini temel alan yaklaşımlarını Şarkiyatçılık olarak özetleyebiliriz. Doğu’yu tanımlarken belirgin bir aşağılamanın yanında ötekileştirmenin “edebiyatı” yaratılır Oryantalizmle. Adeta Batı tarafından Yeni Doğu üretilmeye çalışılmıştır. Bir zamanlar Doğu imparatorları tarafından fethedilmeye çalışılan Batı artık kendisini Doğu’nun kurtarıcısı olarak görmeye başlamıştır. Hindistan, Çin, Osmanlı İmparatorluğu, Arap Yarımadası farklı farklı malzemeleri aynı sonuçları çıkarabilmeleri için şarkiyatçıya sunuyordu. Hükümet Katliamın Üstünü Örtmeye Çalışacak
Evrimin Maymun Halkasında Takılanlar M. ÖZLEM Yaşadıklarımız insan bilincindeki yaralanmanın fiziksel bütün yaralanmalardan daha ağır olduğunu ispatlıyor. An geliyor kötünün kötüsüyle yüzleşiyor insan. Ölümün bile hafif kaldığı durumlar yaşanıyor ve beteri bu çeşit karşı karşıya gelişler çoğalıyor ve sıradanlaşıyor. Acı atıyor öfkeye karışıyor ve isyanla kanamaya başlıyor içimizde acıyan yerler. Acı tarifini yitiriyor sözcükler kayboluyor. M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU 2011’de Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki iktidar ilişkileri açısından önemli gelişmeler yaşandı. Dünya çapında ise kapitalist sistemin bir türlü sürdürülebilir bir denge sağlayamadığı görüldü. Şu sıralar olgunlaşmakta olan daha büyük bir ekonomik krizden bahsedilmekte. Her ne kadar hükümet bir evvelki ekonomik krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini iddia etse de, krizin sonuçlarını (bedelini) bütün dünya halkları, işçi sınıfı ve ezilenleri ödedi. Bu duruma karşı tüm dünya çapında eylemler yapıldı ve isyan hareketleri oluştu. GÜNAY KUBİLAY Hatırı sayılır bir zaman aralığından sonra Halkların Demokratik Kongresi (HDK) sokağa çıkmaya hazırlanıyor. 7 Ocak’ta “Sen de Bir Ses Çıkar” çağrısıyla politik bir kampanya başlatıyor. Kampanya boyunca her hafta işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, özcesi Türkiye halklarının emek, barış, özgürlük ve adalet özlemlerine anlamlı, eylemli ve etkili bir yanıt vermek için sürekli “sen de bir ses çıkar” çağrısı yapılacak. Bütün illerde eş zamanlı ve tek merkezde, değişen güncel ve öncelikli talepleri eksen alınarak üç ay boyunca kesintisiz biçimde sürecek. RIDVAN TURAN Yeni yıla günler kala eski yılın son bomba hareketi Ali Babacan’dan geldi. Avrupa’nın büyük bir ekonomik ve siyasal kaos içinde olduğunu söyleyen Babacan, "Bizim AK Parti iktidarımızı, hükümetimizi, Sayın Başbakanımızı bugün herhangi bir Avrupa ülkesine götürün koyun inanının 3 ayda sorunlar çözülür" dedi. Bu çıkışıyla “ben Kürt sorunu nedir bir türlü anlayamıyorum, arıyorum bulamıyorum” diyen, bilgi ve zekası sıfatından belli, kalbinde acar bir bekçi olmak var iken bir anda İçişleri Bakanlığına zıplamış kasaba toramanı İdris Naim Şahin’den de, “Dün kamyon sürdüm Leonardo da Vinci” diye komiklik yapan, Amerika’daki Türk dernekleri başkanlığından devşirilmiş Amerikan tarzı rahatlık ve cahillikle karışık çiğ ve yılışık ifadesi yüzünden eksik olmayan New York ibişi Egemen Bağış’tan da eksik kalır yanının olmadığını kanıtladı. Terör şiir, resim, makale değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı bombalardır
Ortak Hedef: Sosyalist Yeniden Kuruluş AFŞİN DEMİR Sosyalist hareketin içinde bulunduğu tıkanıklık ve yerinde sayma durumunun “eski altın günleri” ihya etme refleksiyle değil, toplumsal mücadelelere ve işçi hareketine bir “yeniden kuruluş” perspektifiyle yaklaşmak suretiyle aşılabileceği düşüncesi, Sosyalist Demokrasi Partisinin de içinde yer aldığı Sosyalist Yeniden Kuruluş Parti Girişimini (SYKPG) oluşturan öznelerin ortak paydalarının en önemlilerinden birini teşkil ediyor. Bununla birlikte SYKPG’nin bugüne kadar sürdürdüğü tartışmaların seyrinin de açıkça ortaya koyduğu üzere “yeniden kuruluş” kavramından/hedefinden ne anlaşılması gerektiği konusundaki farklı bakış açıları arasında bir tür modus vivendi tesis edebilmek dahi, önemli bir düşünsel ve pratik mesaiyi gerektirmekte. Din Sorununa Sosyalizmin Gözlüğünden Bakmak N. ZAFER Din sosyalistlerce hep sorunlu ve tuzaklarla dolu bir alan olarak görüldü. Dindarlık ve sosyalistlik birbirinin antitezi olarak değerlendirildi. Hatta ülkede sosyalizm mücadelesinin kitlesel bir karakter kazanamamasının sebebi olarak dinin toplumsal ve siyasal rolü gösterildi. Dine ilişkin tartışmalar türban, laiklik vb gibi gündemlerin sıkıştırmasıyla kimi zaman yoğunlaştı. Böylesi dönemlerde din ya şiddetli bir saldırının hedefi oldu ya da mütedeyyinlerle çatışma yaşamamak adına sorun yokmuş gibi davranıldı. Her durumda sol, tutum açıklamanın ötesine geçemedi ve din sosyalist politikaya dışsal adeta öncesiz ve sonrasız, verili bir hal olarak görüldü. Seç Beğen! Soykırım, Katliam, Asimilasyon M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU İktidarının bir evresinde başbakan, AKP hükümetinin “asimilasyon ve inkar” politikalarına son verdiğini açıklamıştı. Geçen hafta başbakan yardımcısı Arınç da Kürtlerin bütün haklarını vereceklerini belirten bir konuşma yaptı. Bu iki ifade tarzı hem birbirleri ile çelişmekte hem de ortaklaştıkları bir gerçeğin altını çizmektedir. Aralarında çelişmekteler çünkü başbakan özet olarak sorunu çözdük, yardımcısı ise çözeceğiz demektedir. Ortaklaştıkları gerçek ise Kürt sorununun, asimilasyon-inkar ve hak gaspları ile varlığıdır. Bütün bu zulmü gerçekleştirenin de oligarşik diktatörlük olduğu itiraf edilmektedir Yeni Bir Dönem Açılıyor: Büyük Depresyon SUNGUR SAVRAN Önümüzdeki dönemde üç senaryo mümkündür. Birinci senaryoda, AB’de ve dünyada bir resesyon yaşanırsa, Türkiye’nin büyüme hızı düşer, belki de negatif olur. İkinci senaryoda, Yunanistan resmen iflas eder, avrodan ayrılır, avro yaralanır. Bunun başta Avrupa olmak üzere dünya çapında sermaye birikiminde büyük bir sarsıntıya yol açmaması olanaksızdır. Türkiye ekonomisi büyük bir daralma yaşar, işsizlik 2009 baharının resmi rakamı % 16’nın üzerine çıkar, işçi ve emekçiler büyük zorluklarla karşı karşıya kalır. Üçüncü senaryoda, İtalya çöker ve... her şey çöker! Bu durumda olabilecekleri tahmin etmek bile zordur.
|
|
|||||
Loading
|